
Türkiye’de yaşanan afetler, teknolojiyi yalnızca kullanan değil, doğru kullanan bireyler olmanın ne kadar hayati olduğunu açıkca gösterdi.
6 Şubat 2023, bu noktada Türkiye’nin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil; kayıp, dayanışma ve sorumluluk duygusuyla kazındı.
Deprem, yangın, sel, maden kazası… Afetin türü değişse de ilk saniyelerde ihtiyaç duyulan şey aynıydı: iletişim. O anlarda bir telefon, bir mesaj ya da bir konum paylaşımı sıradan bir bildirimden öte, hayat taşıyan bir araca dönüşür.
Afet anlarında iletişim altyapıları zorlanabilir. Ancak internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları, konum paylaşımı ve sosyal medya sesini duyuramayanlar için kritik bir çıkış noktası hâline gelir. Bu nedenle afet anlarında teknolojinin kullanım amacını doğru yönetmek elzemdir.
Doğru kullanıldığında teknoloji:
Bu noktada teknoloji bir araçtır; asıl belirleyici olan, onu kullanan insanın sorumluluğudur.
Teknolojiden eğitime kadar pek çok alanda değişim ve gelişimin son derece hızlandığı bir çağda yaşıyoruz. Bu hızlı dönüşüm içinde toplumsal ilerleme, beklemekten çok harekete geçmeyi gerektiriyor. Yalnızca temel sorumluluklarını yerine getiren bireyler olmak yerine, yaşadığımız toplumu daha iyiye taşıma konusunda bilinçli ve istekli olmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor. İşte bu noktada, günümüzün öne çıkan kavramlarından biri olan aktif vatandaşlık karşımıza çıkıyor.
Aktif vatandaşlık afet anında yalnızca yardım beklemek değil, bilgiyi doğru paylaşmak, yanlış yönlendirmelere karşı dikkatli olmak ve dijital araçları bilinçli kullanmaktır. Afetlerin ardından daha sık duyduğumuz bu kavram, farkındalık yaratılması ve toplumsal ölçekte güçlendirilmesi gereken bir yaklaşımı ifade eder.
Dijital sorumluluk ise şunları kapsar:
Bu yaklaşım, bireysel bir davranıştan öte toplumsal bir dayanışma kültürünün parçasıdır.
Afet dönemlerinde yanlış ve doğrulanmamış bilgiler, en az fiziksel hasar kadar zarar verici olabilir. Bu nedenle dijital sorumluluğun en önemli adımlarından biri, paylaşılan bilginin kaynağını sorgulamak ve resmî kanalları önceliklendirmektir.
Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, afet dönemlerinde ve diğer zamanlarda da yayılan yanlış bilgilerin önüne geçmek, kamuoyunu doğru ve zamanında bilgilendirmek amacıyla aktif rol üstlenmektedir. Merkez tarafından yapılan açıklamalar, kriz anlarında güvenilir bilgiye ulaşmak için önemli bir referans noktasıdır.
Bunun yanı sıra, bağımsız bir doğrulama platformu olan teyit.org da sosyal medyada dolaşıma giren iddiaları inceleyerek doğru bilgiye erişimi desteklemektedir.
Doğru bilgiye ulaşmak ve yanlış bilgiyi yaymamak, yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir dijital sorumluluktur.
Kanadalı yazar Marshall McLuhan’ın da ifade ettiği gibi, küresel bir köye dönüşen dünyamızda gönüllülük ve yardım faaliyetleri hem bireylerin dönüşmesine hem de zamanın daha etkili kullanılmasına katkı sağlar. Bir konunun dijital ortamda gündeme taşınması, farklı şehirlerden hatta ülkelerden destek gelmesini mümkün kılar.
6 Şubat depreminde de görüldüğü gibi, aktif vatandaşlık bilincine sahip bireyler:
Bu süreç, dijital sorumluluğun toplumsal ölçekte nasıl karşılık bulabileceğinin güçlü bir örneğiydi.
Afet anını kontrol edemeyiz.
Ama hazırlığı kontrol edebiliriz.
Bugün yapılabilecek küçük ama etkili adımlar:
Teknoloji, doğru kullanıldığında ses olur, yol gösterir ve hayat kurtarır.
Aktif vatandaşlık ve dijital sorumluluk, bu teknolojinin gerçek gücünü ortaya çıkarır.
Bu vesileyle, başta 6 Şubat depreminde ve afetlerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına ve ülkemize başsağlığı diliyoruz.